Tarihçe

Phrygler, MÖ XIII. yüzyıldan itibaren Makedonia ve Thrakia’dan dalgalar halinde Anadolu’ya göç eden, Thrak kökenli bir toplumdur.

Phryglerin kökeni hakkında antik dönem yazarları şöyle bilgi verirler: Herodotos: “Makedonialılara göre Phrygialılar, Avrupa’da oturdukları zaman “Bryg” adını taşıyorlardı ve onların komşularıydılar, Asya’ya geçtikten sonra yurtları ile birlikte adları da değişmiştir”.

 

Strabon: “Bryg’ler ve Phryg’ler aynı insanlardır” . “…Phyrgia’lılar ve Mysia’lıların sınırları ayrıdır; fakat aralarındaki sınırları belirlemek zordur. Buna neden, oraya giden yabancıların barbar ve asker olmaları nedeniyle, fethedilmiş olan ülkeyi devamlı bir şekilde elde tutamamaları ve çoğu zaman göçebe olduklarından önlerine gelen halkları ve sırası gelince diğerleri tarafından kendilerinin de ülkeden sürülmüş olmalarıdır. Bütün bu kabilelerin Thrak kökenli oldukları varsayılır.  Çünkü Thrak’lar hemen öbür tarafta otururlar (Boğazın Avrupa yakası)”.

 

Plinius, “Naturalis Historia” adlı kitabında Phryglerin kökeni hakkında söyle bilgi verir: “…Bazı yazarlar Avrupa’dan göç eden halklar; Moesi, Brygi ve Thyni’lerin daha sonra Mysia’lılar, Phrygia’lılar ve Bithynia’lılar adını aldıklarını söylerler”.

 

Homeros İlyada adlı eserinde Troia Kralı Priamos zamanında Phryglerin Batı Anadolu’da yaşadıkları ve uzak Askania Gölünden (İznik Gölü)  gelerek Truva Savaşına girmek için yanıp tutuştuklarından söz eder.

 

Strabon, Lydia’lı Ksanthos’un, “Phrygia’lıların Troia Savaşından sonra Avrupa’dan ve Pontos’un sol kıyısından geldiklerini ve Skamandrios’un onları Berekyntes ve Askania’dan getirdiğini söyler”.

 

Stephanus Byzantinos, “Herodot’un Phryglerin kökeni hakkında dediklerini onaylar ve Makedon halklarından Brygias, Brygion ve Thracian etnik kökenli Brykes, Brykai, Bryx altında Illyria’ya yakın bir Makedon kabilesi olduklarını söyler”.

 

Phrygia Bölgesi ismini MÖ XII. yüzyıl’ın sonlarından itibaren Phryglerden almıştır. Phrygler önceleri Propontis’in (Marmara Denizi) güney kıyıları, sonra Sangarios (Sakarya) Irmağı yöresinde oturan Phryg boyları MÖ X yüzyılın başlarına doğru Orta Anadolu’ya varmış, MÖ IX. yüzyılda Gordion’u güçlü bir kale durumuna getirmişlerdir.

 

Yapılan sistematik kazılar sonucu Hitit Devletinin yıkılan şehirleri üzerine Phryg şehirleri kurulduğu görülmüştür. Kızılırmak Nehri (Halys) yayı içinde ve güneyinde kalan Alacahöyük (Çorum), Boğazköy, Pazarlı (Çorum), Kültepe (Kayseri), ve Alişar ( Yozgat) gibi merkezlere Hitit yerleşmelerinin üzerinde Phryg yerleşmeleri kurmuşlardır. Phrygia’nın doğuda Tabal ülkesine kadar geniş bir coğrafyaya hâkim olduğunu gösterir.

 

MÖ VIII. yüzyılda güçlü bir devlet olarak tarih sahnesine çıkmış olan Phrygler’in genel olarak sınırları; Orta Anadolu’nun yüksek yaylası, Kızılırmak ve Konya ile Niğde bölgelerine kadar uzanan yöreyi içine almaktaydı. En geniş sınırları, doğuda Kappadokia, güneyde Lykaonia ve Pisidia, batıda Lydia, Karia ve Mysia, kuzeyde Bithynia ve Paphlagonia bölgeleri yer alır. Günümüzde yaklaşık olarak Eskişehir, Afyonkarahisar, Ankara illerinin tümünü, Kütahya ilinin doğusunu, Konya, Isparta ve Burdur illerinin kuzey kesimini kapsamasına karşın, kesin sınırlarının saptanması güçtür.

Dağlık Phrygia Bölgesi günümüzde merkezi Türkmen Dağı olarak bilinen Küçük Asya’nın yüksek platosunun kuzeybatı bölümünde yer almaktadır. Kuzeybatıda Kütahya il sınırları içindeki Fındık yerleşiminden güneydoğuda bulunan Eskişehir ili, Han ilçesi, Yazılıkaya köy’ünde bulunan Yazılıkaya –Midas Vadisi’ne kadar dağlık alan kuş uçumu 60 km’dir. Yine Fındık yerleşmesinden Afyonkarahisar ili, İhsaniye ilçesi sınırları içinde bulunan Köhnüş Vadisi’ne kuş uçumu 69 km, batıdan doğuya doğru; Afyonkarahisar ili, Döğer kasabasından, Yazılıkaya- Midas Vadisi’ne kuş uçumu 30 km uzunluğundadır.

 

Phrygia Bölgesi’nin sınırları, Antikçağ yazarlarının bildirdiğine göre zamanla değişikliklere uğramıştır. İç taraflarda “Phrygia Maior”, “Phrygia Minor” ve Hellespontos ile Propontis’in güneyinde de “Phrygia Hellespontos” vardı. Ayrıca Emir dağları ile Sultan dağları arasındaki yüksek vadi, “Phrygia Paroreios” olarak adlandırılmıştır. Geç Roma döneminde Phrygia bölgesinin güney ve güney batıdaki kesimleri Pisidia eyaletine bırakıldıktan sonra, geriye kalan toprakları ikiye ayrılmış ve bunlara “Prima” ve “Secunda” adı verilmiştir. MS IV. yüzyıla doğru “Magna” ve “Parva” (Büyük ve Küçük) adını alan topraklar, MS 360 yıllarından itibaren “Pacationa” ve “Salutaris” olarak anılmaya başlamıştır.

 

Coğrafyacılar tarafından “İç Batı Anadolu’nun Eşiği” olarak adlandırılan bölge, bir yandan İç Anadolu Bölgesi’nin kuzeybatı kesimini çevirirken, diğer yandan da kollar halinde denize dikey olarak uzanan dağlar arasında vadiler ile Ege ve Marmara denizi kıyılarına doğru açılır. Bu konumu ile İç Anadolu Bölgesi’nin batıya açılan kapısı, doğu ile batıyı birleştiren ana yolların düğüm noktasıdır ve tarih boyunca stratejik önemini daima korumuştur.

 

Bu bölgedeki yol sistemlerinden ikisi, İç Anadolu’nun Tembris (Porsuk) ve Batys (Sarısu ) vadilerinde yani Eskişehir ve Kütahya bölgesinde aşağı Sangarios (Sakarya) vadisi ile İznik ve Bursa’ya ve güney Phrygia’ya, Menderes’in çıkış bölgesine, oradan da Karia, Lydia ve Ege’nin zengin kıyı kentlerine (Ephesos gibi) kadar uzanmaktadır.

 

Eski çağlarda Anadolu’yu oluşturan bu bölgeleri birbirine bağlayan büyük kervan yolları, ülkeyi enine boyuna geçmiş, göçlerin ve tecimin aktığı damarlar olmuş, devletlerin iletişim kanalları haline gelmiştir. Bu yolların batıdaki durak yerleri farklıdır. Avrupa’dan geçişlerde İstanbul Boğazı ile Çanakkale Boğazı; Marmara’nın derin bir girinti yaptığı koyun sonunda, bir liman kenti olan Nikomedeia (İzmit); ya da Kyzikos (Belkıs) limanı. Bütün bu yollardan gelişlerde, alışılagelmiş yollar Dorylaion (Eskişehir) üzerinde platoya gidiliyordu. Bugün de tren yolu, I. Haçlı Seferlerine gidenlerin geçtiği yolları izlenmektedir.

 

Coğrafi konumundan dolayı Phrygia Bölgesi sürekli olarak el değiştirmiş ve bu coğrafya üzerinde farklı medeniyetler arasında birçok savaş meydana gelmiştir. Bu durumun en büyük nedenlerinden biri de doğu ile batı arasında köprü konumunda olmasıdır. W.M. Ramsay, “The Historical Geography of Asia Minor” (Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası) adlı kitabında; “Asya ile Avrupa arasında bir köprü gibi uzanan Anadolu yarımadası tarihinin başlangıcından beri doğu ile batının savaş meydanı olmuştur. Bu köprüden doğunun dini, sanatı, uygarlığı Yunanistan’a geçmiş, yine bu köprüden Yunan medeniyeti Makedonyalı İskender eliyle doğuyu ele geçirmek, Asya’yı da Hindistan’ın kalbine kadar değiştirmek üzere geri dönmüştür” diye bahsederek bölgenin önemini vurgulamıştır.

 

Phrygia Bölgesi üzerinde egemenlik kurmak için yapılan mücadelelerin yanı sıra, her iki tarafı yüksek dağlarla çevrili ve bu dağlar arasındaki geçitler, vadiler, şehirleri ve ülkeleri birleştirmek için uygun yol ağının bulunması, ticari ve askeri olarak da bu bölgeyi önemli kılmıştır. Bölgeden, doğu ile batı arasındaki ilişkilerde başlıca iki yol aktif görünmektedir. Bunlardan biri, Phrygia üzerinden Batı Anadolu’ya uzanan karayoludur ve daha çok Phryg eserlerinin naklinde kullanılmıştır. İkinci yol ise güneyden geçmektedir.

 

Bizans Dönemi’nde; Başkent Konstantinopolis’i Suriye ve Filistin’e bağlayan ana yollar, hem ticari hem dinsel hem de askeri öneme sahiptir. Bölgenin bu önemli konumu, Orta Çağda da devam etmiştir ve Bizans dönemi Phrygia’sı, kuzeyinde Dorylaion, doğusunda Amorion ve Polybotos (Bolvadin), batısında Menderes ve Gediz ırmaklarının vadileri, güneyinde Sozopolis (Uluborlu), Laodikeia (Denizli-Ladik), Chonai (Honaz) kentleri arasındaki alanı kapsamıştır. Bu alanın büyük bir bölümü Anadolu Platosuna aittir. Bu bölgenin yol bağlantıları, bereketli ovaları, geçitleri, askeri kilit noktalarını oluşturan kentleri ve kaleleri (Dorylaion, Amorion, Kotyaion, Sublaion gibi), Phrygia’nın Orta Çağda Türkler ve Bizanslılar arasındaki stratejik önemini ortaya koymaktadır.

 

Phrygia Bölgesinin daha güney ve doğudaki geniş bölümünü oluşturan ve içine alan kesimi Phrygia Magna (Büyük Phrygia) olarak adlandırılmaktaydı. Bu bölüm Orta Anadolu Platosunun önemli bir kesimini kapsıyordu. Sınırları doğuda Halys (Kızılırmak) ve Tatta’ya (Tuz Gölü), batıda Denizli-Pamukkale yöresine, güneybatı uçta da bugünkü Elmalı Ovası’na kadar uzanan bölgenin kuzeydoğusu daha sonraları Pontos adını alarak “Pontos Kappadokiası” olarak adlandırılmıştır.

 

Phrygia Magna’nın MÖ 277 yani Galatların gelişinden önceki en önemli kenti Gordion (Yassıhöyük)’dur. Sangarios ile Tembris ırmaklarının birleştiği yere yakın bir yerde, Sangarios’un doğu kıyısında eski bir höyük ve etekleri üzerine kurulmuştur.

 

Doğu’da yine MÖ 277 yıllarında Galatların bölgesine dâhil olan Ankyra’nın (Ankara) önceleri önemli bir Phryg yerleşmesi olduğu, gerek kentin çevresine dağılmış arkeolojik buluntular, gerekse antik yazarların verdikleri bilgilerden açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Örneğin Hacıbayram Camii çevresindeki kalıntılar ile tümülüs mezarlar Ankara’daki Phryg varlığının en canlı tanıklarını oluşturmaktadır.

 

Gordion ve Ankyra’da olduğu gibi, Galat istilasından sonra Galatia Bölgesi içinde kalmış ve Midas tarafından kurulduğuna inanılan üçüncü Phryg kenti Pessinous’tur (Ballıhisar).

 

Bu üç önemli Phrygia Magna şehirlerinin yanı sıra yine aynı bölge içinde yer alan diğer şehirler; Hierapolis (Pamukkale), Laodikeia (Goncalı, Eskihisar), Kolossai (Honaz), Keretapa (Kayadibi), Eriza (Dereköy ? ), Kibyra (Gölhisar), Lagbe (Kırkpınar), Tyriaion Teke Kozağaç), Anaura (Sarıkavak), Bonita (Çardak), Lakerion (Dazkırı ?), Kelainai (Dinar), Metropolis (Tatarlı), Euphorbion (Kınık), Synada (Şuhut), Dokimeion (İscehisar), Motella (Yeşiloba), Thiounta (Gözler), Pepouza (Bidez ?), Lounda (İsabey), Eumeneia (Işıklı), Peltai (Çivril Yakınları), Siblia (Gümüşsu)’dur.

 

Phrygia Epiktetos; Epiktetos Grekçe kökenli olup Epiktao fiilinden türetilmiş bir sıfattır. Elde edilmiş, yeni kazanılmış, ilaveten kazanılmış, ilaveten fethedilmiş anlamına gelmektedir. Strabon bölgenin sınırlarının karmaşıklığından ve kesin olarak belirlenemeyeceğinden söz etmektedir. … “ Bithynia’lıların güney sınırında Mysia Olympos’u denen dağın etrafında oturan Mysia ve Phrygialılar vardır ve bu kabilelerin her biri ikiye ayrılmıştır. Phrygia’nın bir kısmına Büyük Phrygia denir ki burada Midas hüküm sürmüştür. Ve bir bölümü Galatia’lılar tarafından işgal edilmiştir. Oysa Hellaspontus (Çanakkale Boğazı) üzerindeki ve Olympos’un (Uludağ) etrafındaki kısım Küçük Phrygia yani Phrygia Epiktetos’tur.” Strabon tarafından yapılan bu tanımlamadan, küçüğü batıda büyüğü ise doğuda olmak üzere Anadolu’da iki farklı Phrygia bölgesi olduğu anlaşılmaktadır. S. Şahin Phrygia Epiktetos’un kuzey sınırlarını, doğuda Köroğlu ve Abant silsilesi, batıya doğru Mudurnu vadisini takip eden dağ sıralarıyla Sakarya ırmağının bir bölümü, daha sonra İznik gölünü güneyde çevreleyen dağlar ve Uludağ masifinin oluşturduğunu belirtmektedir. Bu sınır aynı zamanda, Bergama Krallığı’nı MÖ II. yüzyılda Bithynia Krallığı’ndan ayıran sınır olmaktadır.

 

MÖ 3 ve 2. yüzyıllarda Bithynia ve Bergama krallıkları arasında çıkan savaşta, Bithynia Kralı I. Prusias, Phrygia’nın büyük bir bölümünü zapt etmiştir ve güneyde Aizonai ve Kadoi’a kadar olan toprakları ülkesine katmıştır. MÖ 184-183 yıllarında Bergama Kralı II. Eumenes’in ordusu, kardeşi Attalos’un komutası altında Bithynia Kralı I. Prusias’ı yenmiş ve I. Prusias’la arasında tartışmalı olan Kuzey Phrygia’nın bir bölümünü elde etmiştir. Yeni kazanılan bu toprakları Bergamalılar “Phrygia Epiktetos” (sonradan kazanılan Phrygia) olarak adlandırmışlardır.

 

Phrygia’nın kuzeybatı kesimini kapsayan Küçük Phrygia ya da Phrygia Epiktetos, Roma Döneminde bir birlik içine girmiş ve federal para sistemleri olan Aizonai (Çavdarhisar), Nakoleia (Seyitgazi), Kotiaeium (Kütahya), Midaeion (Karahöyük), Dorylaion (Eskişehir/Şarhöyük) ve Kadoi (Gediz) adlı altı önemli kenti bulunmaktadır.

 

Pergamon Kralı III. Attalos’un vasiyeti sonucunda MÖ 133 yılındaki ölümüyle Pergamon Krallığına ait topraklar Roma’ya bırakılıyordu. MÖ 129 yılında da Pergamon Devleti’nin üzerinde Anadolu’daki ilk Roma eyaleti “Provincia Asia” kurulmuştur. Roma idari bakımdan güçlük çıkarması olası olan doğudaki devletleri kendisine müttefik olan devletlere dağıtmıştır. Büyük Phrygia, Pontos kralı VI. Mithridates’e, Lykonia ise Kappadokia Krallığına verilmiştir. Phrygia Epiktetos’un batı kısımlarının yani İznik Gölü ile Uludağ silsilesi arasında kalan bölge de Bithynia Eyaletine verilmiştir.

 

MÖ 116 yılında Pontos Eyaletine verilmiş olan Büyük Phrygia toprakları tekrar alınarak Asia Eyaletine bağlanmıştır. Bunun üzerine Pontos Kralı VI. Mithridates Roma’nın Anadolu üzerinde günden güne toprak elde etmesine karşı gelerek kısa sürede Anadolu’da Kappadokia, Bithynia ve Phrygia’yı ele geçirmiştir. Buraların yönetimlerini satraplıklara bölmüştür. Fakat Romalı komutan Sulla’nın başarılı seferleri sonucunda MÖ 85 yılında imzalanan Dardanos Barışı ile buraları Roma tekrar geri almayı başarmıştır. Mithridates’e son darbeyi Pompeius MÖ 64 yılında vurmuştur. Mithridates’in ölümüyle Asya Eyaleti ve bu eyaletin bir parçası olan Phrygia Epiktetos Roma’nın denetimi altına girmiştir. Pompeius, Anadolu’da ele geçirdiği yerlerde yeni düzenlemeler yapmış, Bithynia ile Pontos birleştirilmiştir. Anadolu’da, Asya, Kilikya ve Bithynia-Pontos Eyaletlerinin dışında kalan topraklar, Roma’nın vasalı olan krallıklara bırakılmıştır. Pompeius’un yapmış olduğu bu düzenlemeler sırasında Phrygia Epiktetos da Asya eyaletinden alınarak Bithynia eyaletinin yönetimine verilmiştir. Phrygia Epiktetos’un Orta Sakarya havzasındaki bölümü ise, MS II. yüzyıla kadar Asya eyaletinde kalmıştır.

 

Augustus, MÖ 25 yılında Galatia kralı Amyntas’ın ölümüyle sahip oldukları topraklar üzerinde Galatia Eyaletini kurmuştur. Bu eyalete dâhil olan bölgeler arasında Pisidia ve Lykonia ile birlikte Phrygia’nın doğusu da yer almıştır. MS 74 yılında imparator Vespasianus zamanında, Kappadokia ve Galatia Eyaletlerinin birleştirilmesi sonucu geniş bir alan yayılan Galatia eyaletinde bir takım idari güçlükler doğmuştur. Bu nedenle MS 107-113 yılları arasında Traianus birleşik Galatia-Kappadokia eyaletlerini birbirinden ayırmıştır. Yeni düzenleme ile Galatia Eyaleti tekrar Augustus dönemindeki sınırlarına ulaşmıştır. İmparator Diocletianus ( MS 284-305) zamanında imparatorluk 12 Diocesis’e bölünmüş ve eyaletler büyük çapta yeniden düzenlenmiştir. Bu dönemde Pisidia Eyaleti kurulmuş ve Galatia’nın güneyi ile birlikte Phrygia Paroreios, Lykia-Pamphylia Eyaletinin kuzeyi yeniden belirlenmiş, ardından Constantin döneminde Phrygia bölgesinde yeniden düzenlemeler yapılmıştır.

 

Phrygia Paroreios, Strabon’da Tyraion ve Holmi şehirleri arasında uzanan vadi olarak tanımlanmıştır. “…Phrygia’da Paroreia’nın başlangıcında olan Holmi’ye gelinir ki, Karura’dan sonra burası 920 stadiadır. Paroreia’nın sonlarına doğru Lykaonia’nın yakınında Philomelion’dan Tyriaion’a 500 stadia’dan biraz fazladır…”. W.M. Ramsay ise, Phrygia Paroreios’u Emir Dağları ile Sultan Dağları arasında uzanan yüksek vadi olarak tanımlamıştır. Polybotos ile Tyriaion kentleri arasında uzandığını sölediği yörenin, güneyde sınırlarını tüm Phrygia Bölgesi’nin güneyi ile Neapolis ve Anaboura kentlerinin kuzeyine Apollonia ve Antiocheia kentlerinin ise güneyine kadar devam ettiğini belirtmiştir. Phrygia Paroreios kentleri; Dokimaion (İscehisar), Polybotus (Bolvadin), Julia, İpsos, Holmi (Çay), Philomelion (Akşehir), Thymbrion, Tyraion (Ilgın), Ganzania, Lysias, Kheledonia, Euphorbium (Kınık), Metropolis (Tatarlı), Apamea (Dinar), Anaua (Saıkavak), Laodikeia (Eskihisar), Hieropolis (Pamukkale), Hieropolis (Koçhisar), Synnada (Şuhut), Prymnessos (Sülün), Kinnabarion, Melisa’dır.

Galeri

2017 © Yüzey Araştırmaları - Tüm hakları saklıdır.